Yazan: İlayda Sarı
Sezonun en çok konuşulan işlerinden biri olan Gayb, Ahmet Saim’in yazıp yönettiği müzikli bir anlatı olarak seyirciye, karakterin kendi özgün kimliğiyle var olma mücadelesini aktarıyor. Geleneksel dramatik yapının oldukça uzağında duran yapımın merkezinde, Remzi Asaf’ın hayallerinin peşinden İstanbul’a gitmesi ve bu şehirde kendine bir yer açma çabası yer alıyor. Oyun, bireysel bir hikâyeden yola çıksa da aidiyet, görünür olma, kabul görme ve kendini gerçekleştirme gibi daha geniş temalara temas ediyor. Ahmet Saim’in bu performansıyla 9. Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri’nde Umut Veren Erkek Oyuncu ödülüne lâyık görülmesi de yapımın yarattığı etkinin önemli bir göstergesi.

Oyunculuk ve Sahnedeki Anlatı Gücü
Gayb tek kişilik bir oyun gibi görünse de Ahmet Saim, hikâye içinde birden fazla karaktere geçerek tek kişilik yapının sınırlarını genişletiyor ve sahnede kalabalık bir kadro varmış hissi yaratıyor. Karakterin travmalarını, iç dünyasındaki kırılmaları ve tek kişilik oyunlarda çoğu zaman en büyük zorluklardan biri olan sahne geçişlerini başarılı bir şekilde taşıyor. Yetmiş dakikalık performans boyunca temposunu ve enerjisini yüksek tutması, oyunun en güçlü yanlarından biri.
Oyun başlamadan önce seyirciye ikram edilen ve salonun bir köşesinde Ahmet Saim’in kendi pişirdiği gözlemeler, yapımın kurmak istediği sıcak ve samimi atmosferi daha en başından hissettiriyor. Bu samimiyet, performansın geneline de yayılıyor. Ahmet Saim, seyirciyle arasına mesafe koymayan, aksine bu mesafeyi bilinçli olarak azaltan bir sahne dili kuruyor.
Ancak Gayb yalnızca oyunculuk üzerinden değerlendirilebilecek bir yapım değil. Müzikli anlatı formunu benimseyen oyunda yaklaşık yirmi dakikalık bir bölüm şarkılara ayrılmış durumda. Bu tercih ilk etapta anlatının atmosferini destekleyerek keyifli bir deneyim sunsa da bazı şarkıların gereğinden uzun tutulması, zaman zaman seyircinin dikkatinin dağılmasına ve bir önceki sahnenin duygusal etkisinden uzaklaşmasına neden oluyor. Müzik, oyunun ruhunu beslediği kadar ritmini de yer yer sekteye uğratıyor.
Canlı Performans ile Sosyal Medya Tekrarı Arasında
Oyunun öne çıkan özelliklerinden biri, seyircinin katkılarıyla şekillenen interaktif yapısı. Fakat bu etkileşim her zaman canlı performansın sunduğu özgünlüğü güçlendiren bir unsur olarak işlemiyor. Oyunun en dikkat çekici sorunlarından biri, sosyal medyada dolaşıma giren anlarla salonda yaşanan deneyim arasında belirgin bir fark oluşmaması.
Özellikle Remzi karakterinin seyirciyle gerçekleştirdiği soru-cevap bölümlerinde bu durum daha görünür hâle geliyor. Oyunu daha önce izlemiş seyircilerin cevapları üstlenmesi ve sahnede yaşananların sosyal medyada paylaşılan videolardan çok da farklı bir deneyim sunmaması, gösteriyi yer yer canlı bir performanstan çok daha önce izlenmiş görüntülerin tekrarına dönüştürüyor. Bu durum, oyunu sosyal medya üzerinden keşfeden ve salonda daha özgün bir karşılaşma bekleyen seyirciler için hayal kırıklığı yaratabiliyor.
Bu noktada Gayb, güncel tiyatronun önemli meselelerinden birine de temas etmiş oluyor: Sosyal medyada görünürlük, bir oyunu daha geniş kitlelere ulaştırırken aynı zamanda sahnedeki “biricik an” duygusunu zayıflatabiliyor. Gayb’ın interaktif yapısı, bu açıdan hem oyunun tanınırlığını artıran hem de canlı deneyimin özgünlüğünü tartışmaya açan bir noktada duruyor.

Sahne Tasarımı ve Işık Kullanımı
Yapımın dekor tercihleri oldukça sade tutulmuş. Sahnede anlatımı destekleyecek öğeler dahi sınırlı bir kullanım alanına sahip. Metnin ulaştığı kitle ve oyunun yarattığı beklenti düşünüldüğünde, prodüksiyon açısından daha güçlü bir sahne tasarımı beklemek anlaşılabilir görünüyor. Özellikle metnin duygusal anlatısının dekor ve mekân olanaklarıyla daha fazla desteklenebileceği hissi oluşuyor.
Buna karşın yapım, bu açığı ışık tasarımıyla dengelemeye çalışıyor. Işığın doğru anlarda ve etkili biçimde kullanılması, seyirciye aktarılmak istenen duyguyu destekleyen önemli unsurlardan biri. Anlatının önüne geçmeden çalışan ışık tasarımı, oyunun atmosfer kurma çabasına anlamlı bir katkı sunuyor.
Metin, Ritim ve Dramaturji
Gayb’ın temel meselesi güçlü olsa da metin baştan sona kesintisiz ilerleyen bir duygu yolculuğu yaratmakta zorlanıyor. Bazı sahneler duygu yoğunluğu ve fiziksel tiyatro kullanımı açısından oldukça etkileyici bir noktaya ulaşırken, bazı bölümler bu yoğunluğun belirgin şekilde gerisinde kalıyor. Bu dengesizlik, anlatının ritmini zaman zaman sekteye uğratıyor.
Sahneler arasındaki geçişlerin her zaman aynı etkiyi yaratamaması, oyunun bütünlüğünü zayıflatan unsurlardan biri. Bazı bölümlerde tekrar hissi oluşuyor ve hikâyenin ilerlemek yerine aynı duygusal noktada yeniden döndüğü izlenimi doğuyor. Bu nedenle Gayb, güçlü anlara sahip olmasına rağmen bütünlüklü bir dramaturjik yapı kurmakta yer yer zorlanıyor.
Tamamlanmamışlık Duygusu
Oyunun yapısal tercihleri içinde dikkat çeken unsurlardan biri de anlatının tersten başlaması. Finaldeki Remzi Asaf’ın seyircilere seslenerek hikâyeyi başlatması, ilk etapta merak uyandıran ve anlatıya güçlü bir giriş sağlayan bir tercih. Ancak oyun, anlattığı hikâyeyi tamamladığı noktada yeniden anlatıcı pozisyonuna dönmek yerine geçmişin içinde sonlanıyor.
Bu nedenle Gayb, güçlü bir başlangıç yaptığı hâlde kapanış bölümünde seyirciyle tam anlamıyla vedalaşmadan sona ermiş hissi bırakıyor. Final, anlatının tamamlandığı bir nokta olmaktan çok, yarım kalmış bir duygunun içinde asılı duruyor. Bu da oyunun genelinde hissedilen tamamlanmamışlık duygusunu güçlendiriyor.

Son Söz
Velhasıl Gayb, geleneksel dramatik tiyatro yapısından uzaklaşan genç tiyatro anlayışının dikkat çeken örneklerinden biri. Yer yer yapısal aksaklıklar, tekrar hissi yaratan bölümler ve ritim sorunları barındırsa da merkezine aldığı hikâyeyi samimiyetle anlatmayı başarıyor.
Metinsel kopukluklar, sosyal medyada önceden tüketilmiş anların sahnedeki canlılık hissini zayıflatması ve finalde oluşan tamamlanmamışlık duygusu oyunun handikapları arasında. Buna rağmen Ahmet Saim’in performansı, sahnedeki enerjisi ve seyirciyle kurduğu doğrudan ilişki, Gayb’ı sezonun üzerine konuşulmayı hak eden işlerinden biri hâline getiriyor. Eksiklerine rağmen Gayb, salonundan seyircisini mutlu uğurlayan ve anlatmak istediği meseleyi samimiyetle taşıyan bir tiyatro deneyimi sunuyor.

