Ağaçkakan ile Söyleşi

Söyleşi: Elif Şeyda Doğan

Ağaçkakan, uzun zamandır rap sahnesinde kendine özgü bir anlatı dili kuruyor. İç monologlar, parçalı hikâyeler ve gündelik hayatın içindeki gerilimler onun müziğinin temel yapı taşları arasında yer alıyor. Son yıllarda yayımladığı işlerle bu çizgisini daha da belirginleştiren müzisyenle üretim sürecini, şarkı yazımını, karakterlerini ve müziğinin zaman içinde geçirdiği dönüşümü konuştuk.

Fotoğraf: Begüm Koçum

“Yeterince maruz kalırsan hayaletlerine de alışırsın.”

Czz’yle konuştuğun için teşekkürler. Hoş geldin. Nasılsın, nasıl gidiyor?

Hoş buldum, olduğu kadar iyi. Yeterince sıhhatli.

Önce seninle ilgili merak ettiklerim var. En çok neyle mücadele ediyorsun yaşarken?

Kendimle ve elektronik aletlerle. Bazı rutinleri aksatmamaya çabalarken, bazı başıboş bırakılınca tehlikeli hâle gelebilecek alışkanlıkların olabildiğince seyrek, güzel ve katlanılabilir olmasını sağlamaya gayret ediyorum. Dürtüye olan bağımlılıktan kurtuldum sayılır.

Baş edemediğin korkuların var mı? Neler, hangi durumlar sana hâlâ boyundan büyükmüş gibi geliyor?

Paylaşmaktan, konuşmaktan keyif almadığım, dolayısıyla şarkılarda bahsettiğim ya da kafamın içinde hapsettiğim nahoş şeyler var elbette ama sallantılı da olsa bir dengede durmayı hâlâ kıymetli bulduğuma göre başa çıkabiliyorum demektir sanırım. Dolayısıyla yok, yeterince maruz kalırsan hayaletlerine de alışırsın.

Nasıl bir düzende özgür olduğunu hissederdin? Müzikte, toplumda… Nereden yanıtlamak istersen.

Kendinin pazarlayıcısı olma mecburiyetinde olmadığın, ürünün ta kendisi olmaktan başka seçeneklerin de pekâlâ olduğu, akşamüstlerinin yirmi dereceden şaşmadığı, insanın hak ettiğini bulmasının görece bu kadar gecikmediği ve bütün zorbaların yok edildiği bir dünyada iyi hissederdim. Bunlar olurken kendimi özgür sanabilirim seve seve.

“Hiçbir şey üretmeme engel olamaz.”

Şu huyum değişse hayatım daha iyi olurdu dediğin bir yanın var mı ve ne? Müzik hayatın için de olabilir.

Biraz daha dingin bir tabiatım olsaydı hem kendim hem de çevrem için daha iyi olurdu. Fevri kararlarımın, içgüdüsel ve saçma boş vermelerimin sonuçları yalnızca beni etkilesin isterdim. Mizacın dizginlenebilir, zihnin de eğitilebilir olduğunu biraz geç fark ettim maalesef.

Biraz da mutfak sanatları… Dışarıdan sürekli bir üretim akışın var gibi görünüyor. Tembellikle ilgili söylediklerine inanması zor. Ürettiklerin arasından neyi tutacağını, neyi bırakacağını nasıl belirliyorsun?

Ürettiğim çoğu şeyi eğer zırvadan ibaret değilse bırakmıyorum. Bu metin de olsa müzik de olsa kayda değer bulduğum her fikri kayıt altına alırım, sonradan unutma ihtimalim çok yüksek olsa bile. Bir şarkıya ya da şiire ya da metne her neyse dönüşmek üzereyken vazgeçtiklerimi de daha sonra parçalamak için muhafaza ediyorum. Geri dönüşüm gibi. Bir bağlamda berbat olan fikir, başka bir bağlamda aradığın olabiliyor.

Dinlemek istediğin müziği mi yapıyorsun?

İnsanın aklını alaya alanlar hariç hemen hemen her müzikte dinlenebilir bir şey bulabilirim. Ben içimden gelen müziği yapıyorum.

Üretimle koşullar arasındaki ilişkiyi nasıl yaşıyorsun? Maddi kaygının sanat üretmeye engel olduğu ve aksine o sıkışmışlığın beslediğine dair iki görüş var genelde. Hangi taraftasın?

Salt yapmak istiyorsan maddi kaygılar bile seni durduramaz. Benim müthiş imkânlarla yaptığım işler de oldu, bir evin salonuna bir hafta boyunca bi laptop ve bi kulaklıkla kapanıp yaptıklarım da. İkisinden de keyif alabiliyorum. Benim hiçbir şey üretmeme engel olamaz sanırım, sunum ve yayınlama biçimime olabilir ama.

Fotoğraf: Begüm Koçum

“Bazı şeyler hafızada güzel.”

Parçalarında duyduklarımız hep sana mı ait, hiç kurguladığın bir karakterin dünyasından çıkardığın bir dil, ses, hikâyesi olan şarkın var mı?

Hayır, kimi zaman bana ait değil. Kendimle ilgili söylediğim şeyler bile kurgusal olabiliyor. Ya da yarattığım bu üçüncü tekiller de benden bir şey taşıyabiliyor. O an hangisi akıl kârı gelirse. Bazen bir iç sesi ya da şüpheyi temsilen çelişkili bir karakterin dahil olması icap ediyor ve bu ben olmak zorunda değilim. İzdüşümlerim ya da o an uydurduğum özneler olabilir.

Parçaların arasında dolaşırken farklı yönlerin ayrı ayrı açılıyor ama ki’de sanki bu tavrın tek bir yerde toplanmış gibi geliyor. Hem dil hem atmosfer hem de akış açısından. Senin müzik tavrının kesişim noktası olarak gördüğün bir şarkın ya da albümün var mı?

A naşkvit ve Gölge. Bu iki albüm beni andırıyor. Xen ise bana benzeyecek.

Seni biraz bilmek için “bi nevi aksesuar” şarkısı çok yardımcı oluyor. Otobiyografik şarkı gibi. 2021’de çıkmış, hakkında söylediklerin beş senedir dinleniyor, tuhaf bir hissi var mı bunun sende?

Yok açıkçası. Sonradan duyduğumda hatırlamanın beni rahatsız edeceği ya da bana özel kalmasını istediğim detayları koymadım şarkıya. Bazı şeyler hafızada güzel.

On yaş yalan söylemeyi çözmek için ideal. Yalanda şimdi nasılsın?

Artık çok fazla yalan söylemem gereken bir hayat yaşamıyorum. Şimdilerde tespit etmek konusunda çok hünerliyim.

Zihnin daha çok nerede dolaşıyor: geçmişte, şimdide ya da gelecekte? Bu müziğine nasıl yansıyor?

Albümü yazıyorum bu aralar. En son yazdığım şarkıda “takılı kaldım geçmişe değil saplantım tam şu anda” diye bir cümle geçiyor. Sanırım cevabı vermişim birkaç gün evvel.

Yakında senden neler duyacağız?

Gurbetten döndüğünde Çağrı ile XEN albümünün prodüksiyonlarını bitireceğiz, ben de onu beklerken sözlerini yazıyorum. Albüm için biraz fazla şarkı yapmışız, plak versiyonunda olmayacak şarkılara karar verip onları da önden sekiz dokuz şarkılık bir albüm olarak vereceğiz. Onun ismine henüz karar veremedim.

Sana sorulmasından en çok nefret ettiğin soru hangisi? (umarım yukarıda değildir)

Neden Ağaçkakan ismini seçtiğim.

“Önce akış sonra arda kalanı kontrol.”

Senin için hangilerinin ağır bastığını öğrenmemize müsaade varsa:

Yaşamak mı, anlaşılmak mı?

Anlaşılmadan da yaşanır pekâlâ.

Yazmak mı, söylemek mi?

Yazdığımı söylemek.

Film mi, dizi mi?

Dizi şimdilik.

Kontrol mü, akış mı?

Önce akış, sonra arda kalanı kontrol.

Sevmek mi, sevilmek mi?

Güzel sevilmeyi sevmekteyim.

Şekerli mi, şekersiz mi?

Şekersiz.

İlk düşünce mi, son hâli mi?

Son hâli.

Evde kalmak mı, dışarı çıkmak mı?

Bu aralar evde kalmak.

Yalnız olmak mı, yan yana olmak mı? (soyadın hariç)

Üretirken yalnız yaşarken yan yana.

Hatırlamak mı, unutmak mı?

Unutulmak.

Yakın mı, mesafe mi?

Mesafe.

CZZ WORKS
Uluslararası bağımsız yayın